SOYTARILARI DİVANI ‘’HIRSIZINI KENDİN SEÇ’’
SOYTARILARI DİVANI
‘’HIRSIZINI KENDİN SEÇ’’
Ütopik bir evrende geçiyor hikâye.
Hikâyenin ülkemizle, evrenimizle, ilçemizle hiç ama hiç alakası yok.
‘’var’’ diyen, art niyetlidir, haindir, müfteridir.
*
Bu ütopik evrende, evine kesin hırsız girecek. Ama onlara seçme hakkı tanınıyor.
Seçeneklerin arasında ‘’hırsız eve girmesin’’ seçeneği yok.
Çünkü öyle basiretsizler ki ‘’hırsız neden evime giriyor?’’ demeyi akıl bile etmiyor. Kendi hırsızımızı seçiyor ve savunuyorlar. Başka hırsızı destekleyeni de, ‘’vatan haini’’ ilan ediyorlar.
Ama demokrasi var çok şükür. Hırsızını seçebiliyorlar.
*
Bize sunulan seçeneklere bakıyoruz. Ütopik dünya ya. Niyetlerini aleni olarak söylüyorlar. Nasılsa, hiçbir şey fark etmeyeceğini düşünüyorlar. Nasılsa destekleyecek akılsızlar olacağını düşünerek.
Seçenekler şunlar;
A- Çalıyor ama çalışıyor. Emek veriyor.
B- Çalıyor, biraz kafası güzel ama iyi niyetli.
C- En büyük hırsız kadar çalmıyor. 20 yıldan fazladır onlar çalıyor. Biz çalınca mı dert oldu?
D- Besmele çekmeden çalmıyor. Çok imanlı hırsız.
E- Onlar dışarıda. Biz çalınca içeri atıyorlar.
F- Geçmişte örgütlere sempati duyanları topluma kazandırmak için çalıyor.
*
Çok şükür ki, Ütopik evrende kalmış tüm yaşanan.
Bizim evrende yaşansa, soytarı bile kendini kral zannederdi maazallah.
*
Son söz olarak da, Şair der ki: ‘’Tîr-i şehamet elzem, lîsân-ı dîvâneyiz, Soytarı sâht eder kendin, biz hükm-i zulmâneyiz.’’


