GEMLİK’E DOĞRU…

Gemlik’e doğru denizi göreceksin, sakın şaşırma! Gemlik ile özdeşleşmiş bir Orhan Veli şiiri bu. 1940’lı yıllarda Bursa yönünden İstanbul yönüne yaptığı bir seyahat sırasında aniden karşısına çıkan muhteşem Gemlik Körfezi, şaire hayatının en kısa ama en çarpıcı şiirini yazdırır…

Hiç şüphesiz o günlerden bu günlere Gemlik Körfezi görkemli görüntüsünü herşeye rağmen koruyor. Şairin sürprizi biraz bozmasına rağmen, Gemlik Körfezi yanından geçen binlerce yolcuyu şaşırtmaya hergündevam ediyor…

Peki ya Gemlik! Acaba 1940’lı yıllardan günümüze geçen 70 yılda Gemlik ne duruma geldi, daha doğrusu getirildi?

Aslında bu soruya sağlıklı cevap vermek bile mümkün değil. Çünkü nüfus sayımları ve seçim sonuçları dışında maalesefGemlik’le ilgili hiçbir istatistiksel veri tutulmamış. Oysa bir toplumu tanımlamak, sorunlarını tespit etmek, planlama yapmak ve sağlıklı çözüm yolları üretmek için birçok konuda veri çalışması yapılması gerekiyor.

Gemlik’in bilinen en büyük sorunu göç. 1950’lerde 20 bin civarında olan ilçe nüfusu, 1985-2000 yılları arasındaki 15 yılda neredeyse %100 artış göstererek 90 bine ulaşıyor. Oysa aynı 15 yıllık dönemde Türkiye nüfusu sadece %25 civarında artıyor. Yani Gemlik’in nüfusu bu dönemde ülkenin nüfusundan tam 4 kat fazla büyüyor. Yine aynı dönemde köylerin Gemlik merkezine akmaya başladığı görülüyor. Çarpıcı olması açısından şu rakamları verelim; 1980 yılında Gemlik’in köylerinde yaşayan nüfusla ilçe merkezinde yaşayan nüfus hemen hemen aynıyken, günümüzde ise Gemlik toplam nüfusunun sadece %7,5’u köylerde (yeni adıyla ise ilçe merkezi dışındaki mahallelerde) yaşıyor.

Bir zamanların güzel ve şirin zeytinci ilçesi, şimdilerde göçle şişirilmiş, çarpık ve plansız kentleşmeyle patlama noktasına getirilmiş, 120 bin nüfuslu hormonlu bir şehir.

Gemlik’in bilinen, bilinmeyen ve acil çözüm bekleyen oldukça fazla sorunu var. Herşeyden önce Gemlik 1.derece deprem bölgesi. 1999 yılındaki Büyük Marmara Depremi’nin üzerinden neredeyse 20 yıl geçti. Ama aradan geçen oldukça uzun bu sürede Gemlik’te depreme karşı bir arpa boyu bile önlem alınmadı. 3-4 yıl önce sevgili dostum Avukat Özgür Aksoy ile birlikte beklenen Gemlik depremi ile ilgili yaptığımız bir çalışmada, afet anında acil toplanma yeri olarak tespit edilen birçok yerin toplanmaya fiilen müsait olmadığını, hatta bazılarına bina yapıldığını, herşeyinkağıt üzerinde ve göstermelik olduğunu öğrendiğimizde nasıl da acı acı birbirimizin gözlerine baktığımızı unutamam. Aradan geçen 18 yılda Gemlik’te depreme dair yapılanları bilen var mı! 5 yıldır sürekli dile doladıkları “Kentsel Dönüşüm” nedir? Kentsel dönüşümden vatandaş nasıl yararlanır, yararları ve zararları neler olabilir? Gemlik’te “Kentsel Dönüşüm” adına neler yapıldı ve yapılacak? Kamu kurumları nasıl çalışıyor? Kentsel dönüşüm uygulamaları kanuna ve amaca uygun mu? Riskli yapı ve riskli alan tespiti çalışmaları ne durumda? Vatandaş ve müteahhitler işin neresinde? Şuana kadar dönüşüme tabi tutulan yapılarla ilgili veriler? Yani kısacası, Gemlik depremine ve alınan/alınmayan önlemlere dair verileri dönem dönem bu sayfada sizlerle paylaşıp, aynı zamanda bireysel olarak Kentsel Dönüşüm ile ilgilenenlere de buradan önemli ve yararlı bilgiler vereceğim.

 

Kuşku yok ki, Gemlik’in hızlı şekilde göç almasında en temel etken sanayileşme. Bir zamanların zeytinci ilçesi, artık sanayi ve işçi şehri haline geldi. Peki bu durum Gemlik için avantaj mı, yoksa yıkım mı oldu? Sanayileşme Gemlik’e ne kattı? Gemlik’ten neler aldı? Sanayileşmeyle birlikte ortaya çıkan işçi sınıfının niteliği, yapısı nasıl? Ne yapar, ne yer, ne içer, ne kadar kazanır, nerede yaşar, ne düşünürler? Gemlik sanayisini kimler oluşturur? Sanayi sermayesi kimlerden oluşur? Neden Gemlik? Gemlik’te işçi-işveren ilişkileri ne durumda? Sendikal örgütlenme, işçi hakları, ihlaller…Dediğimiz gibi, Gemlik öyle bir yer ki, hemen hiçbir konuda hiçbir veri yok. Kişisel gayret ve akademik yardımlarla elde ettiğimiz verileri okuyucuya buradan aktarmaya çalışacağız. Bunun yanında çalışanların sorunlarına dair önemli gördüğümüz güncel gelişmeleri de fırsat buldukça bu köşede yazacağız.

Gemlik, aynı zamanda, sanayinin ve tarım alanlarının iç içe geçtiği, korunması gereken rantabl bir bölge. Kentsel dönüşüm ve sanayileşmenin birlikte anıldığı böyle bir yerde rantın ve talanın önüne geçilebilmek, ancak orada yaşayanların bilinç, duyarlılık ve direnişiyle mümkün olabilir. İşte bu köşenin bir diğer amacı da, Gemlik’in yok edilmiş doğal güzelliklerini ortaya koymak, eldeki doğal güzellikleri korumak için duyarlılık oluşturmak, Gemlikli’nin soluduğu havasının, içtiği suyun, yediği sebze-meyvenin kalitesini, yani Gemlik halkına reva görülen sağlık koşullarını da okuyucuya aktarmak olacaktır.

Gemlik’in depremle olan ilişkisini beyine, Gemlik’teki işçi-işveren ilişkilerini kalbe, Gemlikli’nin doğa alanlarını da akciğerlere benzetirsek, bu sayfada bilimsel verilere dayalı olarak (dönem dönem) yazacağımız yazılarla Gemlik’in röntgenini çekip, çıkardığımız sonucu da okuyucuya aktarmaya çalışacağız. Yazılarımızdan MANŞET çıkarmak ise, sevgili Kazım BULUT gibi gazeteci dostlarımızın işi…

Kalın sağlıcakla…

İsmail İŞEL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir